Hacıbektaş'ta 10.080 Fidan Toprakla Buluşacak




HACIBEKTAŞ'A 10.080 FİDAN DİKİYORUZ
On İki Fidandan Ulu Bir Ormana (3)

Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı, Hacıbektaş'ta 10.080 fidanı toprakla buluşturacak. Katkıda bulunmak isteyen Canlar, her çocuk için 12 fidan karşılığı 100 TL bağış yapabilirler.
 
"Doğa, bize sunmuş olduğu imkan ve olanakları geri isteme hakkına sahiptir, tıpkı Hakk’ın bizlere vermiş olduğu canı alması gibi. Bizler üzerinde yaşamış olduğumuz gezegen, kara parçası, coğrafya, doğa ve çevreye karşı sorumluyuz ve bu sorumluluğumuzun bir ödevi olarak bize hayat ve yaşama imkanı veren mekana karşı saygılı ve ölçülü davranmalıyız"
Veliyettin Hürrem ULUSOY


  
Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı
Ziraat Bankası Söğüt/ Bilecik Şubesi
Şube Kodu: 0121
Bağış Hesabı: 63270889-5016
IBAN: TR37 0001 0001 2163 2708 8950 16


Aşk ile...

Asimilasyon İle Mücadele ve İçerik Genişletme Çalışmaları





Sevgili canlar,
Öncelikle yazıyı okumaya vakit ayırdığınız için teşekkür ederiz. Bu web sitesini kurmak için yola çıktığımızda amacımız kaybolmaya başlayan eserleri, unutulmaya yüz tutmuş Hakk Âşıklarını tekrar günyüzüne çıkarmak ve yolumuzu korumaktı. Kitaplardan-defterlerden büyüklerimizden edinebildiğimiz her bir kelimeyi not alıp diğer kaynaklar ile karşılaştırmalı olarak inceleyip, derleyip bugün bu hale anca gelebildik. İçerik olarak yolumuz ile ilgili bilgiler eklemeyi ve asimile edilmeye çalışılan yolumuzu bilgi kirliliğinden arındırmak istiyoruz.

Köylerden kente geçiş ile beraber yolumuzu yavaş yavaş unutmaya başladık. Şu an gelinen noktada yeni nesil gençlerimiz Alevi- Bektaşi yolu ile ilgili yeterince bilgi sahibi değiller. Bu durumda başka kültürlerin etkisi altında kalıp, asimile olmaya başlamışlardır.

Biz neden namaz kılmıyoruz? Biz Ramazan'da oruç tutmuyor muyuz? Biz Müslüman mıyız? gibi sorulan sorular Alevi- Bektaşi yolunun hazineler ile dolu yönünü bilmeden sorulan, ötekileştirmeye doğru sürükleyen sorulardır. 

Özünde Hz. Muhammed Mustafa, Aliyel Mürteza, Kutbül Arif Tarık-ı Nazenin Hünkâr Hacı Bektaş Veli'ye, ehlibeyte bağlı olan Aleviler, İslam'ın en derin konularını tasavvufi yaklaşımla yaşam felsefesi haline getirmiş ve daima merkezine "insanı" koymuştur. Kalp kırmaya, kul hakkı yemeye karşı; sevgi, saygı, hoşgörüyü kabul etmiş ve Döktüğünü doldur, ağlattığını güldür, yıktığını yap! gibi ritüelleri söz ile değil, öz ile uygulamak için can ile baş koymuşlardır.

"Eline, beline, diline sahip ol!" sözü her Alevi canın kulağında ta küçüklükten beri yer tutmuştur. Öyle ki cem ibadeti yapılırken cemevine girecek kişilere "düşkünlük" ve "görgü" şartı konulmuştur. Düşkün bir kişi ceme giremez. (düşkün: yol ile ilgili yasak şeyler yapmış; örneğin bahçe sınırı bozmak, bir kişi ile küs olmak...)  
Erenler cemine her can giremez
Edep ile erkân, yol olmayınca
(Şah Hatayi)

İşte bu kadar ince bir yola sahipken neden yolumuzu çocuklarımıza, gençlerimize anlatmıyoruz? Eğitim ilk olarak ailede başlar. Bu konuda ailelere büyük görevler düşüyor. Okuldan gelen çocuğumuza yolumuzu öğretelim. Fatma Anamızı, Kerbela'da İmam Hüseyin Efendimizi, Hünkar Hacı Bektaş Veli'nin 4 kapı 40 makam öğretisini aşılayalım. Asimilasyona yalnızca ve yalnızca bilgi birikimi ile karşı koyabiliriz. Bilmediğimiz bir konu hakkında aldatılmak çok mümkün ve kolay bir durumdur. 

Web sitemizi içerik yönünden genişleterek bu soruların bir çoğuna cevap vermek istiyoruz. Bu konuda sizlerinde destekleri ile bir bilgi bankası haline gelecek olan sitemize katkılarınızı bekliyor, hepinize aşk-ı muhabbetlerimizi sunuyoruz. 

www.deyisler-nefesler.com






"Dodan'ın 'Haydar' yorumunun, Hacı Bektaş Veli Dergâhı'nı yıkıp yerine rezidans inşa etmekten farkı yok!"
Bağlama ve ses sanatçısı Seval Eroğlu, O Ses Türkiye'yi eleştirdi.
İTÜ Müzikoloji ve müzik teorisi alnında doktora yapan bağlama ve ses sanatçısı Seval Eroğlu'dan 'Haydar' türküsüyle 'O Ses Türkiye'nin birincisi olan Dodan ve jüri üyelerini eleştirdi. Eroğlu, "Bu eserlerin hiçbir birikimi olmayan insanlar tarafından tahrip edilmesine kimsenin hakkı yoktur; bunun Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yıkılıp, yerine rezidans inşa edilmesinden farkı yoktur" dedi.

Seval Eroğlu'nun, O Ses Türkiye’nin raytinglerde birinci sıraya oturan final gecesiyle de ilgili "Final programında 'muhteşem performans' gerçekleştirildiğini sandığınız 'Haydar' sizin çekirdek çitletirken muhabbet ettiğiniz arkadaşınız değildir. Haydar, Alevî-Bektaşî geleneğinin kendisidir, var oluş kaynağıdır. Varlığın dâim kılınması için bu felsefî kavram Anadolu’da cem adı verilen inanç ve hukuk sistemine yerleştirilmiştir" sözleri dikkat çekti.

Müzik biliminde kariyer yapan, bağlama ve ses sanatçısı Seval Eroğlu 'O Ses Türkiye' yarışma programı, yarışmanın finalisti Dodan’ı ve jürinin sözlerini açık isimlerini vermeden T24’e değerlendirdi. Seval Eroğlu’nun "Halkın Sesi, Mirasa Saygı" başlıklı değerlendirmesi şöyle:
"Müzikle ilgilenmesi ve bir müzik grubu kurması dışında bir bilgi yok"

"Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada şu adını anmak istemediğim, adını anarak prim kazandırmayacağım yarışma programı ile ilgili paylaşım yağmuruna tutuldum. Okuyan-okumayan, birikim sahibi olan-olmayan, sosyal-kültürel durum analizi yapabilen-yapamayan birçok kişi, gazete (liberal ve sözüm ona! Sol tandanslı gazeteler) yarışma ile ilgili haberler yayınladılar. Bu haberlerle birlikte yarışmaya âdeta meşruiyet kazandırdılar.

"Yarışmada kaç eser seslendirildiği, X kişinin ne yaptığı, Y kişinin hangi etnik kimlikten olduğu vs. ile ilgili herhangi bir ifadem de olmayacak. Çünkü yarışmayı dikkate değer bulup izlemedim. Paylaşım yağmuruna tutulurken, kitap okuyordum. İşte düşüncelerimi kaleme almaya sebep olan da budur: Müzik bilimi alanına kafa yorarken, 'Ülkemin kültürel birikimini müzik bilimiyle gelecek kuşaklara nasıl aktarabiliriz'in cevabını ararken; birilerinin bu birikimi talan etme, diğerlerinin ise bu talana alkış tutma cesaretine maruz kalmak. Elbette bu yönlü çürümeden sonra, yarışmada en azından seslendirilen eserlere ve performanslara verilen tepkilere göz attım. Böylece neme lâzım yarışmanın birincisini de görmüş oldum!
"Tiz perdelerde alkış almak amacıyla aşırı oyalanma, dengesiz ve ani çıkışlar"  

"Öncelikle bu kişinin müzik birikimini merak ettim. Müzikle ilgilenmesi ve bir müzik grubu kurmasının dışında hiçbir bilgiye rastlamadım. Yani anlayacağınız 'birikim' sözcüğü vaziyete sığdırılamayacak kadar geniş bir kavram. Programın içeriğini inceledikçe, ortaya çıkacak malzemenin zaten nasıl olacağını tahmin etmek de zor değil. Performansla sunulan birkaç eser dikkatimi çekti: Vara Vara Vardık Bir Kara Taşa, Çeke Çeke Ben Bu Dertten Ölürüm, Huma Kuşu, Haydar Haydar. Tüm eserlerde birbirine yakın icra biçimi, tiz perdelerde alkış almak amacıyla aşırı oyalanmalar, dengesiz ve ani çıkışlar sebebiyle ortaya çıkan sürtoneler, bağırmalar, hançereyi yerel tavır ve ağız özelliklerine uygun biçimde kullanamama, estetik açıdan uyumsuz mordanlar vs. performanslar neresinden baksanız elinizde kalmakta.
"Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yıkılıp yerine rezidans inşa edilmesinden farkı yoktur"

"Bakın, bu toprakların kültürel, sosyal, tarihi ve siyasal birikimine sahip insanlar için bu programlar gerçekten büyük bir zulümdür. Performansı sunulan eserler bu toprakların binlerce yıllık birikimidir. Halkın ortak değeri olan bu eserlerin hiçbir birikimi olmayan insanlar tarafından tahrip edilmesine hiç kimsenin hakkı yoktur. Bu durumun Hacı Bektaş Veli Dergahı’nın yıkılıp, yerine rezidans inşa edilmesinden farkı yoktur. Bir başka ifadeyle, Dergah’ın yüzlerce yıllık mirasının yok sayılarak; rezidansın havuzunun, otoparkının 'güzel' olduğunun savunulmasına benzer. Örneğin, yarışmanın jüri üyelerinden birisi ifadeleriyle bu iddiamızı şöyle kanıtlamaktadır:

"'… Biz bu türküyü seçene kadar, X’i ikna edene kadar inanın üç-dört saat uğraştık. Ben öncelikle Y'ye (Programda bağlama, elektrobağlama çalan ve geleneksel değerlerin korunması noktasında tarihi görev üstlenmiş olan TRT'ye saz sanatçısı olarak alınan kişi) çok teşekkür etmek istiyorum. Y çok sağol! Bu türküyü senin sayende tanıdık, senin sayende X etkilendi, ondan sonra ben. Z vokal koçumuz. Dördümüz benim odada dün bayağı üç saat X’i ikna etmeye çalıştık. N’olur bak! Çok yakıştı! Lütfen! Ama öğrenemem, bir günde hissetmem lâzım filân derken, biz ona güç verdik, enerji verdik. O kadar güzel söyledin ki, nasıl duygulandım sana anlatamam! Ağzına sağlık!'

"Diğer bir jüri üyesi ise iddiamızı şöyle kanıtlıyor:

"'Müzik notanın bittiği yerden sonra başlar diye bir lâf var. Bunu kim söylemiş bilmiyorum ama sen bunu yaşayan bir adamsın'

"Düşünsenize, bunca yıllık türkü programda elektrobağlama çalan kişi tarafından öğreniliyor, çok uzun bir süreymiş gibi bir günde belleğe alınıyor, teknik açıdan herhangi bir ihtiyaca gerek duyulmaksızın, enerji yöntemiyle tahribat başarıyla sonuçlanıyor. Aynı program düzeninin içerisinde diğer jüri üyesi kaynağını bilmediği bir sözü, yaptıklarını onaylarcasına ortaya atıyor: Müzik notanın bittiği yerden sonra başlar. Tamam ama, notaya daha uğramamışlar ki, sonrasına geçsinler. Bunca yıllık Halk Müziği geleneğini programlarında bağlama çalan kişiden öğrenmişler. Bir günlük performanslar, bir günlük insanlar…Türkülerdeki vaziyetleri buysa, evrensel felsefeyi oluşturan deyiş ve nefesleri nasıl anlamalarını bekleriz.
"Abdal Pir Sultan’a aitmiş hissi verilen bu sözleri kime yutturuyorlar"

"Sözgelimi X kişinin 'Çeke Çeke Ben Bu Dertten Ölürüm' isimli sözleri Abdal Pir Sultan’a ait olan deyişin performansını incelediğimde müzikâl kısmı bir tarafa (zaten bir tarafa bırakılmayacak gibi değil) arada Abdal Pir Sultan mahlasını taşıyan ama kendisine ait olmayan, adını koyamadığım, 8’li ya da 11’li koşma kafiyesinin dışında, ortaya karışık, anlamsal bütünlükten yoksun sözlerin serbest ritimli olarak icra edildiği görülüyor. Şöyle ki: Abdal Pir Sultan’ım şu dünyayı gezer, Sorun bir dervişe anlatsın şu âlemi, Yar Hüdadır o kıble içinde Pir Sultan Abdal deyu

"Abdal Pir Sultan’a aitmiş hissi verilen bu sözleri kime yutturuyorlar? Hiç araştırmayan, okumayan, kültürüne sahip çıktığını zanneden, farkındalığı gelişmeyen, ..99’a kısa mesajla tarihi yıkıma katkı sunan, birincilikleri de marifetmiş gibi haber yapan insanlara.

"Her ne kadar geleneği muhafaza etme amacıyla kurulan kurum ve kuruluşlar günümüzde popüler kültür sevdasıyla yanıp tutuşsalar da, geçmişini omzuna alıp, geleceğe aktarma gayretine sahip bizlerin kültürel ve inançsal değerlerin metalaşmasına neden olan bu insanlara verilecek bir cevabı var. Anamızın, atamızın mirası sahipsiz değil! O halde, siyasî duruşları fark etmeksizin koca koca haberleriyle saçmalıklarına maruz kaldığımız yayın organları da sözlerimizi kulaklarına küpe etsinler!
"'Haydar' sizin çekirdek çitletirken muhabbet ettiğiniz arkadaşınız değildir"

"Final programında 'muhteşem performans' gerçekleştirildiğini sandığınız 'Haydar' sizin çekirdek çitletirken muhabbet ettiğiniz arkadaşınız değildir. Haydar, Alevî-Bektaşî geleneğinin kendisidir, var oluş kaynağıdır. Varlığın dâim kılınması için bu felsefî kavram Anadolu’da cem adı verilen inanç ve hukuk sistemine yerleştirilmiştir. Dolayısıyla bu kavramın oluşumu, dolaşımı, sanat eserine aktarılması da üç-beş günde olmamıştır. Üç-beş günde, 'Ben yaptım, oldu' iddiasıyla icra etmek, performansı görsel bir şölene dönüştürerek anlamın içini boşaltmak kimsenin haddine de değildir. Nitekim, sözleri Âşık Sıdkî Baba’ya ait olan 'Haydar Haydar'ı ömrünü adamak suretiyle müzikâl ifade biçimine dönüştüren Ali Ekber Çiçek eserin sırrını şöyle açıklamaktadır: 'Haydar Haydar'ı ben bir stüdyo gibi ev yapmıştım, bir oda yapmıştım evimde ve dört saat radyoda vazifeden sonra evime gidiyordum, o odaya çekiliyordum. Orada gece saat dörtlere kadar gözyaşlarımla, uykusuzluğumla, motif motif çalıştım öyle ve üç sene ben onu bir yemek gibi, böyle yemeğin başında, tencerenin başında bekleyen, yemeği pişiren bir aşçı gibi, onu öyle pişirdim” (Belgesel, Röportaj: Haydar Haydar’ın Sırrı-TRT 2).

"Görüldüğü üzere, Ali Ekber Çiçek bu eseri inzivaya çekilerek, Haydar’ı düşleyerek, eserin anlamını özümseyerek ve en önemlisi Alevi-Bektaşî öğretisinde yer alan 'benliğini fethetme' arzusuyla bestelemiştir. Eser ve icrası anlamına uygun olarak dinleyiciyi/izleyiciyi fethetmek amacıyla değil, kişinin kendisini fethetmek amacıyla gerçekleştirilmektedir. Yani, eserin anlamını, öğretisini bilen icracı Ali Ekber Çiçek’in de yaptığı gibi kendisini kanıtlama ve alkış toplama gayreti içine girmez. 
Bu yol erenlerindir, yolu doğru sürenlerindir!


Âşık Veli'nin Hamdullah Çelebi'yi Ziyarete Gelmesi



Âşık Veli yoksul bir çobandır. 17 yaşında iken “Suna” isminde bir kıza âşık olur. Suna ise zengin bir ağanın kızıdır. Veli, ağadan kızı ister. Ağa, Veli’yi küçümser ve “çulsuz” dediği Veli’ye kızını vermez. Kız başka biriyle evlenince Veli yollara düşer. Hacıbektaş’a gelir. Hacı Bektaş Postnişini Hamdullah Çelebi’den teselli umar.

Başka bir rivayette ise Veli’ nin Hacıbektaş’a geliş nedeni çok farklıdır. Veli’ nin ustası Âşık Kemter Baba 1818 yılında Hakka yürür. Veli için usta demek bir bakımdan baba yarısı demektir. Onun kaybı Veli’yi çok sarsar. Nereye gittiyse hep ustasını ve onun yaptığı iyilikleri anlatır. Komşular durumuna bakarlar ve “Veli” derler. “ Tebdil-i mekanda fayda vardır. Buralardan biraz uzaklaşsan iyi olur. İstersen Hacıbektaş’a kadar git. Hem efendimizin hayır duasını alırsın hem de rahatlarsın biraz”. Tokat- Çorum üzerinden Hacıbektaş’a gider.
Orada derdini ve gamını unutmayı düşlerken Hamdullah Çelebi’yi yaslı bulur. Hamdullah Efendi’ nin oğlu vefat etmiştir. Çelebi’ nin ağzını bıçak açmamakta ve çevresi ile yas tutmaktadır. Merhem umduğu tabib kendisinden daha dertlidir. O karşılaşma anında şu deyişi söyler:

Derde tabi oldum tabibi buldum
Buldum ki tabibin derdi benden çok
Her derdin dermanı ondadır bildim
Ne hikmet ki onun derdi binden çok

Dertli olan düşünmesin boşuna
Kul olanın neler gelir başına
Taaccüb eyledim Hakk’ın işine
Her derdi kendine reva görmüş Hak

Deme ki günahım çok neydi suçum?
Derdiniz çok ise dertliye açın
Ehl-i beyt’e gam yolda olduğuyçün
Âşık isen dertli sinen oda yak

Hak böyle buyurdu bina kurunca
Ağlayıp gülmeye aşka erince
Tabibler sana yardımcı işin zor ise
Besbelli ki bu âlemde dertsiz yok

VELİ’m eydür işin ah ü zar ise
Hak sana yardımcı işin zor ise
Eğer bu kelamda hilaf var ise
Kerbela’ da İmam Hüseyin’ e bak

Bu deyişi dinleyen Hamdullah Efendi: “Âşık”,dedi “Sen benim yarama tuz biber ektin”
Veli: “Efendimiz, Hüseyin o kadar acıya dayandı da, sen bir evlat acısına dayanamıyor musun?”
Çelebi parmağını dudaklarına dayayıp: “Sus, artık sus... Sen beni aşikare ele verdin...”

Sustular ve bir daha bu konu açılmadı. Veli orada epeyce kaldı. Hamdullah Efendi’ yi çok sevdi. Ona olan sevgi ve saygısı her geçen gün daha da arttı.

(KAYNAK: A. Celalettin ULUSOY, Pir Dergâhından Nefesler- Genişletilmiş İkinci Baskı,[Hüseyin Hürrem ULUSOY] 2014 ,sf. 216)


Ahmet Cemalettin Çelebi |Hayatı-Eserlerinden Bazıları


 
 
 



Ahmet Cemalettin Çelebi (1862-1921), Feyzullah Çelebi'nin büyük oğludur. Babasının ölümü üzerine 1878 tarihinde Hacı Bektaş Veli Dergahı'na postnişin olmuştur.Cemalettin Çelebi 1912 yıllarında "Müdafaa" adlı bir kitap yayınlamıştır.Ulusal kurtuluş savaşında Atatürk ile yakın ilişki içinde bulunmuş, Amasya toplantısına katılmış, Atatürk'ün desteklenmesi için ülke çapında çalışmalar yapmıştır.

 Birinci Büyük Millet Meclisinde "birinci reis vekili" olan Cemalettin Çelebi 1921'de ölmüş, Kırklar Meydanı'nda toprağa verilmiştir.
(Pir Dergahından Nefesler,A.Celalettin ULUSOY,sf 103)

Mustafa Kemal Paşa'nın Samsun’a çıkışını izleyen günlerde, Cemalettin Çelebi ile aralarında sıkı bir temas gelişti. Cemal Kutay, "Kurtuluşun ve Cumhuriyetin Manevi Mimarları" adlı kitabında, Amasya’da Mustafa Kemal’i karşılayan heyetin içinde Cemalettin Çelebi’nin de bulunduğunu yazmaktadır.
Erzurum Kongresi ve Sivas Kongresi sonrasında Ankara’ya geçerken, Mustafa Kemal Paşa Hacıbektaş’a uğrayarak 23 Aralık 1919 günü Cemalettin Çelebi ile başbaşa uzun bir görüşme yapmış ve geceyi evinde geçirmiştir. Mustafa Kemal ertesi gün (24 Aralık) Hacı Bektaş Veli türbesini ziyaret etmiş ve ardından Kurtuluş Savaşı'nı başlatmak için Ankara'ya yola çıkmıştır.

1
Gülşenine bahce-i ukbâ demişler
Zülf-ü siyahına şecer-i Tûba demişler

Çeşmine denk olamaz emvâl-i cihân
Siyah ebrularına devlet-i Dârâ demişler

Melek simânı görmeye kiymet yeter mi
Gül yüzünde ki renge ilahi mana demişler

Zâhid seni bilmez huri ye mail
Sana cennet içinde şeref-efzâ demişler

Gel ey CEMÂLİ ona bende ol kim
Sultanıyın necline Âl-i abâ demişler

2
Elden geldiğince eylerim dua
Kalb-i sadakatlım unutmam Sıtkî
Hünkar'a emanet cümle ahibbâ
Cemi mühibbanım unutmam Sıtkî

Niyazım Hünkar'a meydan içinde
Müyesser olursa zeman içinde
Gün be gün beraber irfan içinde
Aşk-ı muhabbetim unutmam Sıtkî

CEMÂLİ gözüme görünür gurbet
Erenlerden olsun mühibbe himmet
Bin giderim sen ağlarsın ne hikmet
Kıyamete kadar unutmam Sıtkî

3
Sabreyle Sıtkî'ya vakit değildir
Muhabbet râhına ereriz bir gün
Gerçekler yolunda hizmet demidir
Hüseyn'in cemalini görürüz bir gün

Muhammed Mehdi elbet hakikat
Erenler bezminde yoktur nihayet
İntizar edilen mahz-ı alamet
Kırklar didarına ereriz bir gün

CEMÂLİ yârı görmüşüm billah
Erenler kurbünde elhâmdü-lillah
İmanımız şeksiz kulhü-vallah
Ölmezler mülküne yeteriz bir gün

4

Gam çekme hicrana aşık SIDKI’ya
Gider de inşallah tez ce gelirem
Hemen siz sıdkile eyleyin dua
Giderde inşallah tezce gelirem

Bize cezmeyledi cazib bir kısmet
Visal-i yar oldu takrir-i firkat
Umarım Hünkar’dan olursa himmet
Giderde inşallah tezce gelirem

Eyleyin hizmete dikkat-i tamı
Kesbeyleyen alemde her türlü namı
Verildi bizlere ayrılık camı
Giderde inşallah tezce gelirem

Aramızda vardı gizli muhabbet
Balım Sultan nasib etsin mulakat
Size sağlık versin bana selamet
Giderde inşallah tezce gelirem

CEMALİ’yem melül melül söyleme
Bu yanık bağrımı nara dağlama
Benim Sadakatlı Sıdkı’m ağlama
Giderde inşallah tezce gelirem

5

Evvel bahar yaz ayları gelince
Akar derelerden sel yavaş yavaş
Ötüşür bülbüller hüb avaz ile
Açılır bahçede gül yavaş yavaş

Gönlüne dokunur sözü melamin
Muhannet babına basma kademin
Emsaliyle konuşmayan ademin
Olur altın adı pul yavaş yavaş

Çaresiz garibi zebün küş ettin
Firkat geldi garib gönlüm cuş ettim
Münkirlerden zehir aldın nuş ettin
Aradan kalkıyor bal yavaş yavaş

Çok sitem etti mecnuna leyla
Gönül eğlencesi şu yalan dünya
Cümlenin muradın verir mevla
Arada nasibin bul yavaş yavaş

Kişinin çekdiği kendi amali
Hulusu pak olan bulur kemali
Bu devrin işi bitmiş CEMALİ
Başına bir çare bul yavaş yavaşr Cemalettin Çelebi
 

Ahmet Cemalettin Çelebi Atatürk'ün dergahı ziyareti sırasında dergahın yöneticiliğini yapan kişiymiş. Duvar köşesinde dayalı olarak duran sancak Atatürk'ün sancağıdır ve Mustafa Kemal Atatürk tarafından dergaha hediye edilmiştir.

Serçeşme Dergisi 4. Yayın Dönemi | 2017



Serçeşme Dergisi yenilenen tasarımı ve artan içeriğiyle 2017 yılının ilk sayısı ile sizlerle...
Aboneliklerini 37. sayıdan itibaren bir yıl daha uzatmak isteyen canlar,100 TL yıllık abone bedelini aşağıdaki posta çeki ya da banka hesabına yatırabilirler. Abone bedelini yatıran canlar adres bilgilerini aşağıdaki telefon ya da faks numarasına veya e-posta adresine iletebilir.


Tel/ Fax: 0212 521 22 10
e-posta: hunkaryayin@gmail.com



POSTA ÇEKİ HESAP NO: 1064-3374
ZİRAAT BANKASI, FINDIKZADE ŞUBESİ
ŞUBE KODU 2131/ HESAP NO: 647 657 65-5003
IBAN: TR22 0001 0021 3164 7657 6550 03

www.sercesmedergisi.com

Sosyal Medya Hesaplarımız:

Târık-ı Nazenin Hünkâr Hacı Bektaş Veli

                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                       
Bizim biatımız nesli Hünkâr'a
Nasip veren yeşil eli gözleriz
Biz boyun eğmeyiz kalbi kalleşe
Haktan zikreyleyen dili gözleriz

Biz şahlar şahından aldık fermanı
Beyhude gezmeyiz dağı ormanı
Her poyraza savurmayız harmanı
Pir elinden esen yeli gözleriz

Sırrımızı her cahile demeyiz
Ehlibeyt rahından geri dönmeyiz
Karga gibi daldan dala konmayız
Bülbülün konduğu gülü gözleriz

SIDKI ehlibeyte doğru rahımız
Velayet burcundan doğar mahımız
Sırrı Balım Sultan kıblegâhımız
Sulbten sulbe gelen nuru gözleriz

Aşk ile...

DUYURU


Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı Bağış Hesapları
 
Banka. : Ziraat Bankası A.Ş
Şube. : Söğüt/Bilecik Şb.
Şube Kodu :0121

Bağış Hesabı:63270889-5016
IBAN: TR37 0001 0001 2163 2708 8950 16

$(Dolar) Bağış Hesabı:63270889-5017
IBAN: TR10 0001 0001 2163 2708 8950 17

€ (Euro) Bağış Hesabı:63270889-5018
IBAN: TR80 0001 0001 2163 2708 8950 18

Burs Bağış Hesabı:63270889-5021
IBAN: TR96 0001 0001 2163 2708 8950 21

Arsa ve Kültür Merkezi Bağış Hesabı:63270889-5022
IBAN: TR69 0001 0001 2163 2708 8950 22

Maddi İmkanları Yetersiz Öğrencilere Destek Olalım

HÜNKAR HACI BEKTAŞ VELİ VAKFI BURSLARI HAKKINDA

Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı olarak amacımız başta; diğer ocak ve sivil toplum örgütleri/ Alevi örgütlülüğü ile el ele verip, Alevi-Bektaşi toplumunun problemlerinin çözümünde bir olmak, beraber olmak ve Yolumuz’u özüne göre sürdürmek; Tarihi Hacı Bektaş Veli Vakfı’nın tekrar gerçek sahiplerine iade edilmesi için gerekli girişim ve çalışmaları yapmak; Hünkâr Hacı Bektaş Veli’nin ışığına yakışır nitelikte tarihi misyonunu yüklenecek biçimde bir Dergâh binası yapmak; Hakk’a Yürüme Erkânı öncelikli olmak üzere, Dardan İndirme, Görgü, Nikâh, Musahiplik, Muhabbet erkânlarını Yolumuz’un kurucu ilkeleri ve esaslarına uygun hale getirilmesini sağlamaktır. Devam etmekte olan bu çalışmaların yanı sıra, en önemli sorunumuz olan eğitim alanında en azından bir başlangıç yapmak için maddi anlamda imkânları kısıtlı olan öğrencilerimize burs desteği sağlamaktır. 
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı olarak üniversitelerde ön lisans, lisans ve yüksek lisans düzeyinde öğrenim gören başarılı ve maddi imkânları yetersiz öğrencilere burs desteği sağlamak için bir fon hesabı oluşturduk. Oluşturduğumuz bu fondan, 2015-2016 eğitim öğretim yılında 24 öğrencimize 10 ay süre ile düzenli şekilde burs verdik. Aynı şekilde 2016-2017 eğitim öğretim yılında , Ekim 2016  tarihinde başlamak üzere, 50 öğrenciye, 10 ay süre ile düzenli bir biçimde ödemesini yapacağız. Vakıf olarak başlatmış olduğumuz bu çalışma kapsamında imkânlarınız ölçüsünde siz canların katkıları önemlidir. Yapacağınız katkıları Hak kabul eylesin, Hünkâr defterine yazılsın. Birliğimiz, dirliğimiz, daim olsun. 19.09.2016
Aşkı Muhabbetlerimle,
Veliyettin Hürrem ULUSOY
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı
Yönetim Kurulu Başkanı


Burs Fonu Hesap Bilgileri:
Hünkâr Hacı Bektaş Veli Vakfı
Ziraat Bankası Söğüt/Bilecik Şb.Şube Kodu: 0121

Burs Bağış Hesabı:63270889-5021
IBAN: TR96 0001 0001 2163 2708 8950 21

Bilgi ve İletişim İçin
Tel: 0312 256 44 64 








El Ele Dergâha/ Dergâh-ı Pir



















Hünkâr Hacı Bektaş Veli Dergâhı/ Vakfı olarak, Hacı Bektaş Veli’nin makamına yakışır, tarihi misyonu yüklenecek nitelikte bir Dergâh binası yapmak amacı ile Hacıbektaş’ta 5.300 metre karelik bir arsayı almış bulunmaktayız. Yapacağımız bu bina bünyesinde Cemevi/Meydanı Ali, aşevi, seminer ve konferans salonları, kütüphane, arşiv dokümantasyon birimi, çalışma salonları vb. bütün birimler yer alacaktır. Bu mekân içerisinde inşa edeceğimiz Dergâh binası Yol’a, dara, didara, ikrara, muhabbete ve hizmete gönül veren bütün cümle canların ortak kullanım alanı olacaktır. Yolumuza, erkânımıza, toplumumuza büyük bir hizmet aşkı ile kuracağımız dergâh binasının ahşabından tuğlasına, fidanından ormanına, demirinden çimentosuna, kaşığından kazanına kadar canı gönülden katkı ve destek sunmak isteyen bütün canlara aşkı muhabbetlerimle bildirmek isterim...
Veliyettin Ulusoy

Hünkar Hacı Bektaş Veli Vakfı
Arsa ve Kültür Merkezi Türk Lirası Hesabı



Banka. : Ziraat Bankası A.Ş
Şube. : Söğüt/Bilecik Şb.

Şube Kodu :0121
Arsa ve Kültür Merkezi Bağış Hesabı:63270889-5022
IBAN: TR69 0001 0001 2163 2708 8950 22


Aşk ile...